güveç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güveç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2014 Çarşamba

Karpi Karadeniz Pidecisi - Beylerbeyi



İlk defa bir yemek hakkında uzun uzadıya yorum yapacak olmanın ve bunu binlerce!?!??!(şu an 49 kişi) kişinin okuyacak olmasının verdiği heyecan, stres, lan boşver ben yazmayayım en iyisi laflarının arasında geçirdiğim beyin yorgunluğunun ardından mideme giren ağır açlık duygusuyla birlikte kendimi bir anda Şişli'deki biber gazı kokulu evimden, Beylerbeyi'ndeki memleket kokulu mis gibi tereyağı ağaçlarının arasında buldum. Zaten Beylerbeyi sahiline girildiğinde verilen huzur yetmezmiş gibi birde üstüne o efsane yemekleri tadacak olmanın farkındalığı eklenince... neyse lan gittim işte Karpi'ye.

Gelelim mevzumuza. Bu Karpi nedir? Karpi'de ne yenir? Karpi'ye giden yaratıklar oradan nasıl bir haleti ruhiyeyle ayrılırlar? sorularını cevaplayabilirsek yazının dibini ekmeğin guduğuyla (Trabzon'da ekmeğin tepe noktasına verilen isim) sıyırmış oluruz. 

Karpi'nin açılımı Karadeniz Pidesi, çok ilginç. Beylerbeyi'nde Tike Kebap'ın yanında,  Beylerbeyi İskelesi'nin sol çaprazında yer alıyor. Havanın güzel olduğu günlerde dışarıda oturup denize karşı yemek şansınızda var yani ama dışarıda oturmak için özellikle hafta sonları biraz beklemeniz gerekebilir. Sahipleri çok tatlı insanlardır ve en önemli diğer özelliği garsonları hep mahçuptur. Size hizmet edebilmek için yarışırlar ve herhangi bir aksilik yaşanmaması için çırpınırlar.

Altı üstü pide işte neyini yazacaksın bunun, nedir bunu diğerlerinden ayıran özellik dediğinizi duyar gibiyim, deme. Bu güzide pidemizi diğerlerinden ayıran en önemli unsur hamurun kalınlığı, üzerine sürülen ve içine koyulan Trabzon tereyağı ki yazarken bile ellerim titredi. Bir Trabzonlu olarak pidenin kalın olması beni çok fazla rahatsız etmese de daha ince, çıtır pide yemeye alışık insanların duruma biraz tepkili yaklaştığını söylemekte fayda var. Odun ateşinde pişen peynirli, kıymalı, çiğ kıymalı, kavurmalı, sucuklu, kuşbaşı ve karışık birbirinden lezzetli 7 çeşit pide yapılıyor. Benim favorilerim kıymalı ve peynirli gel gör ki diğerlerini hiç yemedim, çünkü bizde hep ikisi yapılır. Ama İstanbullu ciks arkadaşlarımın dediklerine göre özellikle kavurmalı pide şahaneymiş. Pideleri açık, kapalı ve yuvarlak şeklinde yapıyorlar ve bir gerçek var ki hepsinin lezzeti başka. Bence kalabalık bir grupla gidip hepsinden söyleyip birbirinin tabağına abanmakta fayda var. Peki bu pide nasıl yenir? Arkadaşlar çok önemli bir yere değiniyorum şu anda; mide kapakçıklarınızı açmadan önce, ellerinizin maharetini konuşturmanız gerekecek. Peki nasıl? Varsayalım önünüze kapalı pide geldi önce o nimet-ül harikanın sadece bir tarafını bıçağınızla açacaksınız, ardından masaya gelen tereyağlarından minimum 3 tanesini pidenin içine gömeceksiniz. Hocam yemeye başlayabilir miyiz? Otur lan yerine daha yumurta gelmedi. Akabinde masaya gelen çiğ yumurta sarısını (isteğe göre 2 tanede olur ki ben öyle yapıyorum) pidenin içine atıp, pideden koparttığımız parçayla içinde yayıyoruz. Merak etmeyin yumurta içinde pişecek ve efsane bir lezzet haline dönüşecektir. Artık yemenin zamanı geldi, hoooppp birader indir lan o çatalı bıçağı, görmüyor musun duvarda ne yazıyor. Vallahi billahi duvara yazmışlar "Pidelerimizi elle yerseniz lezzeti başka olur" Adamsınız! her gittiğimde o yazıyı yazdıran amcamın tereyağ kokulu ellerinden öpüyorum.

Burada sadece pide mi var ben sevmem ki diyen gıcık arkadaşlarınız illaki olacaktır. Onlarında yüzüne lezzeti ülke sınırlarını aşmış topraaamın köftesi Akçaabat köftesini vuracaksınız. Al lan ye, ye de sus. Akçaabat'taki köftelerle aynı lezzeti vermese de İstanbul'da yiyebileceğiniz köfteler arasında çok net ilk 5'e koyarım. Bunun dışında Çarşamba ve Cumartesi günleri güveçte yapılan kuru fasulyeyi kesinlilkle ama kesinlikle tavsiye ediyorum. O günlerde yolunuz Beylerbeyi'ne düşerse mutlaka yiyin emin olun, ahada şuraya yazıyorum eve büyük bir gazla döneceksiniz! Birde herhangi bir yemeğinizin yanına güveç içinde gelen manda sütü yapımı yoğurdunuzu alın pişman olmayacaksınız. Vallahi yazarken yoruldum arkadaş bütün her şeyi mi güzel olur? Daha sırada kahvaltısı var ve en sona sakladığım sütlacı var. Biraz ara veriyim.

Kısa bir aranın ardından yaklaşık bir satır kadar. (Kabul ediyorum diğer gevşek yorumcu arkadaşlarımın espri yapma merakı arasında ezik kalmayayım diye bende böyle boş esprilere başvurdum, saygılar ticari)  Gelelim yeni yeni ün yapmaya başlayan serpme kahvaltısına. Genelde bizim oranın insanı Karpi'ye kahvaltıda pide yemeye gitse de, geçen hafta pazar günü serpme kahvaltılarını da tadalım dedik ama aklımda bin tane soru işareti ve vereceğim paranın boşa gideceği endişesi 15 dk (ki bu süre menemenin masaya gelme süresine denk geliyor) kadar sürdü. Dışarıda yapılan menemeni hiç ama hiç sevmeyen biri olarak, bütün samimiyetimle söylüyorum dışarıda yapılanların en iyisiydi, 3 kişi menemeni 30 snde bitirdik. Birde aç gözlülüğümüzle söylediğimiz kuymağın lezzeti üstüne eklenince mutluluktan midemizin bağı çözüldü. Serpme kahvaltı bildiğimiz gibiydi, ürünler kaliteli ve lezzetliydi. Bütün bunların ardından çay-sigara keyfine geçmeye can attığınızı biliyorum ama durun daha bitmedi. Asıl efsane şimdi geliyor:

-Abi bize bol fındıklı sütlaç
-Hmmm sütlaç kalmadı..

Bu diyaloğu bir kere yaşayıp acıyla tecrübe edinmiş biri olarak gider gitmez garsona sütlacımızı ayırtıyoruz. Yıllardır sütlaç yerim ki Hamsiköy'de de yedim. Biraz abartıyor muyum bilmem ama yediğim en güzel sütlaç galiba. O kadar yemeğin üstüne boğazıma hatta dilimin ucuna kadar yemekle dolsam da o sütlacı yemeden oradan kalkmam arkadaş. Nihayet bitti. 

Sıra geldi hesabı ödemeye:( Bütün güzel şeylerin bir sonu vardır. Pide fiyatları 12,5-17,5 tl arası değişiyor. Köfte 16.50 tl Sütlaç 7t l. Yani yediğiniz, içtiğiniz köftenin yanına söyleyeceğiniz piyazınızı falan katarsanız kişi başı 30-35 tl arasına hayvanlar gibi doyarak mekandan mutlu mesut ayrılırsınız. 

Yemeklerde kullandıkları ürünleri sattıkları bir market bölümü de var. Peynir, kuru fasulye, tereyağı, imansız peynir, fındık, tahinli beton helvası ve Hamsiköy kaşarı bulabilirsiniz. Birde meşhur Kisarna maden suyunu içmenizi öneririm. 



Mekan: 9
Fiyat: 8
Lezzet: 9
Servis: 9
Fiyat/Performans: 9

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Karpi Karadeniz Pidecisi - Beylerbeyi


Karadeniz pidesini tadacağınız en güzel mekanlardan biri Istanbul'da. Yerin konsepti de zaten pide üzerine, hatta adı da (KAR+Pİ=KARADENİZ PİDE). Çeşit olarak 4-5 farklı ürün sunuyorlar ama kalite olarak herhangi bir yerde yiyeceğinizin 4-5 katı güzellikte oluyor.


Istanbul, Üsküdar, Beylerbeyi’nde sanırım 6-7 yıl önce açıldı, tam olarak hatırlamıyorum. Mönüde esas olarak Trabzon pidesi var. Bu pideyi diğerlerinden ayıran en önemli unsur, hamurun yoğunluğu ve piştikten sonra üzerinde Trabzon tereyağının gezdirilmesi ve bunu yapma işi de size kalıyor. Önünüze küp küp getirilmiş hakiki Trabzon tereyağını bıçağınıza saplayarak o cânım pidelerin üzerinde kaydırıyorsunuz. Bunu yaparken içinizin gıcıklanacağına garanti veriyorum, eğer siz de benim gibi yemeklere özel bir ilgi ve farklı bir gözle bakıyorsanız. Hele ki o ilk önünüze konduğu anda üzerinde dolaşan hafif, transparan dumanı, acıkma hissinizi bir kat daha arttırıyor. Hatırlatılması gereken bir nokta da -zaten giderseniz duvarlarda göreceksiniz- pidenizin siparişini verdikten sonra 25-30 dakika bekliyorsunuz, çünkü hâli hazırda bir pide yok. Her şey sıfırdan olmak üzere yapılmaya başlanıyor. Bu nedenle açlığınız zaman açısından değerliyse bunu da hesaba katmanızda fayda var. Pek çok kişi, anlık açlık hissi duyar ve sipariş ettiği yemeği beklerken abur cuburlarla doymuş olur. O nedenle pide siparişiniz sırasında istediğiniz diğer siparişlerin de pideyle gelmesini isteyin, çorba içmeyecekseniz. Bunu söylememin sebebi ise kısa ve öz: LEZZET ! Hele hele siz de benim gibi, ayran yerine hakiki ve harika olan bir manda yoğurdu isterseniz güveçte, zaten pide gelene kadar onu yemiş ve kısmen doymuş olursunuz. Sofradan kalkarken en çok paket yaptırıldığına inandığım bir mekan burası bu konudan haset. Pide çeşitleri olarak kaşarlı, sucuklu, kavurmalı, kuşbaşılı, karışık.. açık-kapalı-yumurtalı yumurtasız tercihleri size kalmış. Pidenin yanında lezzeti dillere destan Akçaabat köftesi de var ki gerçekten Akçaabat köftesi. Tatlı olarak da meşhur Hamsiköy fırın sütlacı yiyebilirsiniz. Belirtmek istediğim bir noktada yapılan yemeklerde kullanılan bütün içerikler Trabzon menşeilidir. Çarşamba ve Cumartesi günleri de güveçte kurufasulye yapılıyor.


Benim Mönüm: Kapalı Kavurmalı Yumurtalı Pide, Güveçte Manda Yoğurdu, Hamsiköy Fırın Sütlaç

Dört kalem yemekle yetinmişler ve bu alanda ustalaşmışlar. Çok büyük bir yer değil. Ulaşım konusunda ise hiç sıkıntılı bir yer değil. Beylerbeyi Merkez'den sahile inip iskeleye sırtınızı verdiğinizde saat 2 yönünde köşede göreceksiniz. Hizmet kalitesi ise gayet güzel. İlgi yeterli seviyede. Ne öyle gelip sizin başınıza dikiliyorlar ne de bir şey söyleyip 2 saat bekletiyorlar.

Bütün bunların dışında yerin bir başka özelliği de yemeklerde kullanılan ürünlerin satıldığı bir market bölümü de mevcut. Peynir, kurufasulye, tereyağı, imansız peynir, çifte kavrulmuş fındık, tahinli beton helvası ve Hamsiköy kaşarı bulabilirsiniz.

Afiyet olsun !!